ForumVEFA  
     

Left Nav Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et Right Nav

Left Container Right Container
 



MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sözleri (Arşiv)***


» ForumVEFA » Genel Kültür » Atatürk ve Cumhuriyet » Atatürk Hatıraları »

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sözleri (Arşiv)***

Atatürk Hatıraları bölümündeki MUSTAFA KEMAL ATATÜRK sözleri (Arşiv)*** konusununu görüntülemektesiniz. Spor ve Sağlık Muvaffak olmak için her türlü yardımdan ziyade bütün milletçe sporun mahiyeti kıymeti anlaşılmak ve ona kalbten sevgi göstermek onu vatanî vazife sayma lâzımdır. 1926 Her çeşit spor ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30-10-2006, 23:53   #11 (permalink)
Profil
***TÜRKİYEM***
 
_KraL_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Giriş Tarihi : Oct 2006
Nerden : Türkiyem
Mesajlar : 3.191
Rep Puanı : 4925
Rep Gücü : 115
Rep Gücü : _KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute

_KraL_ - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart




Spor ve Sağlık

Muvaffak olmak için her türlü yardımdan ziyade bütün milletçe sporun mahiyeti kıymeti anlaşılmak ve ona kalbten sevgi göstermek onu vatanî vazife sayma lâzımdır. 1926

Her çeşit spor faaliyetlerini Türk gençliğinin millî terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. 1937

Bir toplum yalnız spor ile rengini ve kuvvetini değiştiremez. Orada hâkim olan sıhhî sosyal medenî birçok gerek ve şartların teminine yönelen teşebbüs ve tedbirlerin uygulanması lâzımdır. 1926

Türk milleti anadan doğma sportmendir. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerlerinde güreşirlerken görürsünüz. Ata en çok ve en iyi binen yalnız Türk erkekler değildir; Türk kadını da bu işi bilir.
Benim en çok sevdiğim spor serbest güreştir. Hangi Türk askerini köylüsünü isterseniz soyup meydana çıkarınız. Dik omuzları iyi kusursuz teşekkül etmiş adaleleri keskin yüz çizgileri yanık tatlı renkleri kafa yapıları insanın ruhuna itimat ve neşe veren bir eser olarak canlanır.

Kurtdereli Mehmet Pehlivan'a yazdığı mektup:
Kudretli Mehmet Pehlivan
Seni cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivan tanıdım. Parlak başarıların sırrını şu sözlerle izah ettiğini de öğrendim:
"Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürüm."
Bu dediğini en az yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek prensibi olarak kaydediyorum. Bununla senden ve sözlerinden ne kadar çok memnun olduğumu anlarsın. 1931

Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılamaz. İdrak ve zekâ ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.
Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak emeliyle bir spor çizmezler. Esas olan bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir. 1937

Sağlık ve sosyal yardım hususlarında takibettiğimiz gaye şudur: Milletimizin sıhhatinin korunması ve takviyesi ölümün azaltılması nüfusun arttırılması bulaşıcı ve salgın hastalıkların etkisiz hale getirilmesi bu suretle millet fertlerinin dinç ve çalışmaya kabiliyetli bir halde sıhhatli vücutlar olarak yetiştirilmesi... 1922
__________________
İnandığın Gibi Yaşamazsan
Yaşadığına İnanamazsın
_KraL_



Ne mutlu Türküm diyene..!
M.Kemal ATATÜRK
_KraL_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-10-2006, 23:54   #12 (permalink)
Profil
***TÜRKİYEM***
 
_KraL_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Giriş Tarihi : Oct 2006
Nerden : Türkiyem
Mesajlar : 3.191
Rep Puanı : 4925
Rep Gücü : 115
Rep Gücü : _KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute

_KraL_ - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart


T.B.M.M.

Karşımızdaki düşmanlık ve büyük kötülük dünyasına karşı seslenmeli ve cevap vermelidir. Milletin en yetkili ağzı ancak millet olabilir. Bir kez meclis açılsın olacak şey değil ya olayların etkisiyle Ankara'yı bırakmak zorunda bile kalsak yerimizi değiştireceğimiz her yöreden daha büyük bir yetki ve güçle bağırabiliriz. Milletimizin kurtuluşunu ve geleceğini vatanımızın son kaya parçası üzerinde dahi savunacağız ve kesinlikle başarılı olacağız. Mart 1920

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti millîdir; tamamiyle maddidir gerçekçidir. Var sanılan ülküler arkasında o ülkülere ulaşmak için değil fakat ulaştırmak hülyasiyle milleti kayalara çarparak bataklıklara batırarak en sonunda kurban ederek mahvetmek gibi cinayetten kaçınan bir hükûmettir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bütün programlarının ilkesi şu iki esastır: Tam bağımsızlık kayıtsız ve şartsız millî egemenlik! Ocak 1921

Her halde millet hükûmetin bekçisi olmak gerekir. Çünkü hükûmetin yaptığı işler olumsuz olup da millet itiraz etmez ve düşürmezse bütün kusur ve kabahatlara katılmış demektir. Aralık 1920

Millet bizi buraya gönderdi. Fakat ömür boyunca biz burada ve bu milletin yönetimini ve egemenliğini mirasa konmuş gibi temsil etmek için toplanmış değiliz. Aralık 1921

Efendiler bizim hükûmetimiz demokratik bir hükûmet değildir sosyalist bir hükûmet değildir ve gerçekten kitaplardaki hükûmetlerin islâmî niteliği bakımından hiç birine benzemeyen bir hükûmettir. Fakat millî egemenliği millî iradeyi belirten bir hükûmettir bu nitelikte bir hükûmettir. Sosyal bilim bakımından bizim hükûmetimizi ifade etmek gerekirse (halk hükûmeti) deriz. Efendiler biz hakkımızı koruyup gözetmek bağımsızlığımızı emin bulundurmak için genel kurulumuzca milletin bütünlüğümüzce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletin tümüyle savaşmayı caiz gören bir mesleği izleyen insanlarız. O halde bu ve bu gibi teşviklerle ve izahlarla hükûmetimizin dayandığı esasın toplum bilime dayanan bir esas olduğunu açık bir surette görürüz. Fakat ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş sosyalizme benzemiyormuş hiçbir şeye benzemiyormuş! Efendiler biz benzememekle ve benzememekle öğünmeliyiz! Çünkü biz bize benziyoruz efendiler! Aralık 1921

Arkadaşlar bir hükûmet iyi midir fena mıdır? Hangi hükûmetin iyi veya fena olduğunu anlamak için hükûmetten amaç nedir bunu düşünmek gerekir. Hükûmetin iki amacı vardır. Biri milletin korunup gözetilmesi ikincisi milletin refahını sağlamak. Bu iki şeyi sağlayan hükûmeti iyi sağlamayan fenadır. Mart 1923

Saltanat devrinden Cumhuriyet devrine geçebilmek için herkesin bildiği gibi bir geçiş devresi yaşadık. Bu devirde iki fikir ve görüş birbiriyle mütemadiyen mücadele etti. O fikirlerden biri saltanat devrinin devam ettirilmesiydi. Bu fikrin taraftarları belli idi. Diğer fikir saltanat idaresine son vererek cumhuriyet idaresi kurmaktı. Bu bizim fikrimizdi. Biz fikrimizi açık söylemekte mahzur görüyorduk. Ancak görüşümüzün uygulanma kabiliyetini saklı tutup münasip zamanında tatbik edebilmek için saltanat taraftarlarının fikirlerini tatbik sahasından uzaklaştırmak mecburiyetinde idik. Yeni kanunlar yapıldıkça bilhassa Anayasa yapılırken saltanat taraftarları padişahın ve halifenin hak ve yetkilerinin belirtilmesinde ısrar ederlerdi. Biz bunun zamanı gelmediğini veya lüzum olmadığını bildirerek o ciheti söylemeden geçmekte fayda görüyorduk.
Devlet idaresini cumhuriyetten bahsetmeksizin millî hakimiyet esasları dairesinde her an cumhuriyete doğru yürüyen biçimde şekillendirmeye çalışıyorduk.
Büyük Millet Meclisi'nden daha büyük makam olmadığını aşılamada ısrar ederek saltanat ve hilâfet makamları olmaksızın devleti idare etmek mümkün olduğunu ispat etmek lüzumlu idi.
Devlet reisliğinden bahsetmeksizin onun vazifesini fiilen Meclis reisine gördürüyorduk.
Fiiliyatta Meclisin reisi ikinci reis idi. Hükûmet vardı. Fakat "Büyük Millet Meclisi"ni taşırdı. Kabine sistemine geçmekten kaçınıyorduk; çünkü hemencecik saltanatçılar padişahın yetkisini kullanma lüzumunu ortaya atacaklardı.
İşte geçiş devresinin bu mücadele safhalarında bizim kabul ettirmek mecburiyetinde bulunduğumuz aracı şekli Büyük Millet Meclisi Hükûmeti sistemini haklı olarak eksik bulan meşrutiyet şeklinin açıkca ifadesini temine çalışan mualiflerimiz bize itiraz ediyorlar diyorlardı ki bu yapmak istediğiniz hükûmet şekli neye hangi idareye benzer? Maksat ve hedefimizi söyletmek için yöneltilen bu nevi suallere bizde zamanın gereğine göre cevaplar vererek saltanatçıları susturmak zaruretinde idik. 1927

Biz dahi uygulanamayacak fikirleri nazarî bir takım teferruatı yaldızlayarak bir kitap yazabilirdik. Öyle yapmadık. Milletin maddî ve manevî yenileşme ve gelişmesi yolunda yaptığımız işlerle söz ve nazariyattan önce davranmayı tercih ettik. Bununla beraber "Egemenlik milletindir." "Türkiye Büyük Millet Meclisinin haricinde hiçbir makam millî mukadderata hâkim olamaz." "Bütün kanunların düzenlenmesinde her nevi teşkilatta idarenin bütün teferruatında genel eğitimde iktisadî işlerde millî egemenlik esasları dahilinde hareket olunacaktır" "Saltanatın ilgası hakkındaki karar değişmez kuraldır." Gibi bilinmesi lâzım gelen mühim noktalar ve... gibi acele ihtiyaçlar prensiplerden hariç kalmamıştı. 1927

Egemenlik ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye ilim icabıdır diye; görüşme ile münakaşa ile verilmez. Egemenlik saltanat kuvvetle kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk milleti'nin egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı; bu musallat olmalarını altı asırdan beri devam ettirmişlerdi. Şimdi de Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek egemenlik ve saltanatını isyan ederek kendi eline açıkça almış bulunuyor. Bu bir olupbittidir. Söz konusu olan; millete saltanatını egemenliğini bırakacak mıyız bırakmıyacak mıyız? Meselesi değildir. Mesele zaten olupbitti haline gelmiş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu mutlaka olacaktır. Burada toplananlar Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. 1922

Bugün maziden kuvvetliyiz. Bugün maziye nisbetle daha büyük bir kabiliyet ve yaşama kudretine malikiz. Bu üstünlüğü yapan nedir? Bunun gerçek sebepleri iki kuralın kavramında saklıdır. Bu kurallardan birisi Misakı Millî ikincisi egemenliği kayıtsız şartsız milletin elinde tutan anayasamızdır. Zorlayıcı hadiselerin sevk ve tesiri altında toplanan yüksek Meclisiniz bu devlet ve milletin şekil ve niteliğin en kesin bir tarzda tesbit etmiş ve anayasa ile onun kesin hükümlerini teyit ve takviye eden 1 Kasım 1922 kararını çoğunlukla kabul ederek yeni Türkiye Devletinin esaslarını ortaya koymuştur. 1922

Misakı Millî ismi altında tanıyarak gerçekleşmesi uğrunda bütün milletin ömrünü tüketmeyi göze aldığı kurtuluş beratımızın kudret kuvvet ve niteliği ne ise 1 Kasım kararının da kıymet ve ehemmiyeti odur. Misakı Millî vatanın dış düşman karşısındaki vaziyet ve yerini tesbit eden bir kural olduğu gibi 1 Kasım 1922 kararı da asırlardan beri cahillik ve şaşkınlığın koruyucusu düşkünlük ve uğursuzluğun babası bulunan ve milletimiz için dahilî ve daimî bir düşman olan ferdî saltanata ve onun temsil ettiği uğursuz bir idare şekline yönelmiş bir mukaddes silâhtır. Asırlarca ve asırlarca müddet mert ve kahraman bir azme belirti sahası olmuş bir vatanı düşmana teslim etmek cüretini gösterenler o cüreti ancak o idarenin ruhunda şeklinde ve mahiyetinde bulmuşlardı. 1922

Asla şüphem yoktur ki; Türklüğün unutulmuş büyük medenî vastı ve büyük medenî kabiliyeti bundan sonraki inkişafiyle âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
__________________
İnandığın Gibi Yaşamazsan
Yaşadığına İnanamazsın
_KraL_



Ne mutlu Türküm diyene..!
M.Kemal ATATÜRK
_KraL_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-10-2006, 23:55   #13 (permalink)
Profil
***TÜRKİYEM***
 
_KraL_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Giriş Tarihi : Oct 2006
Nerden : Türkiyem
Mesajlar : 3.191
Rep Puanı : 4925
Rep Gücü : 115
Rep Gücü : _KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute

_KraL_ - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart


Tarih

Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır. 1931

İnsan tarihin mânasını ancak olgun bir yaşa eriştikten sonra anlıyor. Ve tarih ancak bu yaştan sonra yazılabilir. Çok arzu ederdim ki bir kaç arkadaşla beraber hayatımızdan geri kalan zamanı tarih yazmakla geçirelim!
Tarihi yapan akıl mantık muhakeme değil belki bunlardan ziyade duygulardır. 1923

Tarih ne güzel aynadır. İnsanlar özellikle ahlâkta gelişmemiş kavimler en büyük kutsal kavramlar karşısında bile hasis duygulara tâbi olmaktan nefislerini men edemiyor. Tarihin sinesine geçen büyük hâdiselerde bu hâdiseler içinde âmil ve fâil olanların hal hareket ve muameleleri onların ahlâk seviyelerini ne açık gösterir. 1915

Tarihte şanlar şöhretler kazanmış pek çok insanlar millî noktadan fazilete sahip değildir. Meselâ hakikaten askerî kudret sahibi olan Moskova'ya kadar giden yangınlar harabeler üstünden Fransız ordusunu sürükleyip eriten Napolyon'u düşünürüz. Onun hareketleri Fransız milletinin hakiki ve millî menfaatlerine değil kendi cihangirane emellerini tatmin içindi. Bunu tatmin için Fransa'nın milyonlarca seçkin evlâdını eritti ve nihayet hepinizin bildiğiniz âkıbete uğradı. Bizim Osmanlı tarihindeki en büyük ve şanlı görülen hareketleri de aynı noktadan tetkik aynı mahiyette mukayese etmek mümkündür. 1923

Ankara ve İstanbul şehirlerinden birine "Atatürk"adı verilmesi için bir kanun teklifinin hazırlığı üzerine verdiği cevap:

Bir adın tarihte kalması ve ağızlarda söylenmesi için şehirlerin temellerine sığınmak şart değildir. Tarih zorlanmayı sevmeyen nazlı bir peridir. Fikirleri tercih eder.

Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak tetkik etmek Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

Türkleri bütün dünyaya geri bir millet olarak tanıtan görüş bizim de içimize girmiştir. Dörtyüz çadırlık bedevî bir kabileden bir imparatorluk ve millet tarihini başlatmak suretiyle imparatorluk zamanında Türklerin görüşü de bu merkezdeydi. Evvelâ millete tarihini asîl bir millete mensup bulunduğunu bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz. 1930

Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.

Türk çocuklarında kabiliyet her milletinkinden üstündür. Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça büsbütün Türk çocukları kendileri için lâzım gelen hamle kaynağını o tarihte bulabileceklerdir. Bu tarihten Türk çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar o büyük başarıları düşünecekler harikalar yaratan adamları öğrenecekler kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu kabiliyetle kimseye boyun eğmeyeceklerdir.

Biz Balkanları niçin kaybettik biliyor musunuz? Bunun tek bir sebebi vardır. Bu da İslâv araştırma cemiyetlerinin kurduğu Dil Kurumlarıdır bizim içimizdeki insanların millî tarihlerini yazıp millî şuurlarını uyandırdığı zaman biz Balkanlarda Trakya hudutlarına çekildik.

Bir Toplantı esnasında Türk Tarih Kurumu üyelerine söylenmiştir:
Ben fani bir insanım bir gün öleceğim büyüklüğüne ve üstün kabiliyetlerine inandığım Türk Milleti'nin gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda kendimden geçiyor her şeyi unutuyor sizi yoruyorum. Beni affedin. 1933

Alemdar Mustafa Paşa ile Mustafa Reşit Paşa'yı severim fakat Alemdar'ın biraz kültürü olsa idi Cumhuriyet ilân ederdi. Mustafa Reşit Paşa'nın biraz kültürü Alemdar'ın kudreti birleştirilseydi ben tarihe başka bir vazife ile girerdim.
__________________
İnandığın Gibi Yaşamazsan
Yaşadığına İnanamazsın
_KraL_



Ne mutlu Türküm diyene..!
M.Kemal ATATÜRK
_KraL_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-10-2006, 23:56   #14 (permalink)
Profil
***TÜRKİYEM***
 
_KraL_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Giriş Tarihi : Oct 2006
Nerden : Türkiyem
Mesajlar : 3.191
Rep Puanı : 4925
Rep Gücü : 115
Rep Gücü : _KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute

_KraL_ - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart


Türk Kadını

Büyük atalarımız ve onların anaları tarihin olayların tanıklığıyla sabittir ki cidden yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en ehemmiyetlisi kıymetli evlâtlar yetiştirmeleriydi. Şunu söylemek istiyorum ki kadınlarımızın umumî vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en ehemmiyetli en hayırlı en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlât yetiştirmek evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hattâ erkeklerden daha çok aydın daha çok feyizli daha fazla bilgili olmağa mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar. 1923

Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.

Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasının talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve bilgiyi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla donanmak mecburiyetindedir. İslâm ve Türk tarihi tetkik edilirse görülür ki bugün kendimizi bir türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk sosyal hayatında kadınlar ilim ve bilgi yönünden ve diğer hususlarda erkeklerden asla geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir. 1923

Türk kadını dünyanın en münevver en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır siklette değil; ahlâkta fazilette ağır ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi Türk'ü zihniyetiyle bazusiyle azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı sosyal hayatın esası olan kadın ancak faziletli olursa vazifesini yapabilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır. 1925

Türkiye Cumhuriyetinin esas düşüncesi kadınları değil erkekleri dahi savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Milleti'nin yüksek varlığına herhangi taraftan olursa olsun ilişildiği zaman işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin bulunduğu yerde hazır ve gözleyici ve faal olacaklardır. Bu insanlığın yüksek huzuru sükûnu ve dünya insanlığı için lâzım bir ödev olduğundandır ki Türk kadını bunu yapacaktır ve yapagelmektedir ve yapar.

Bizim toplumumuzun başarı gösterememesinin sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlik kusurdan doğmaktadır. İnsanlar dünyaya alnında yazılı olduğu kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu sebeple bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer organı işlemezse o toplum felcolmuştur. Bir toplumun hayat çalışması ve muvaffak olması için çalışmanın ve muvaffak olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları benimsemesi gerekir. Bundan ötürü bizim toplumumuz için ilim ve teknik gerekli ise bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın edinmeleri lâzımdır. Malûmdur ki her safhada olduğu gibi sosyal hayatta dahi iş bölümü vardır. Bu umumî iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi aynı zamanda sosyal topluluğun refahı saadeti için gerekli gündelik çalışmaya dahil olacaklardır. 1923

Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin ehemmiyeti lâyıkiyle anlaşılır. Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya karar vermiştir. Bugünün gereçlerinden biri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini temindir. Bu sebeple kadınlarımız da âlim ve teknik bilgi sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün tahsil derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve koruyucusu olacaklardır. 1923

Arkadaşlar Türk milleti çok büyük vak'alarla ispat etti ki yenilik sever ve inkılâpçı bir millettir. Son senelerden önce de milletimiz yenileşme yolları üzerinde yürümeğe sosyal inkılâba teşebbüs etmemiş değildir. Fakat hakikî neticeler görülemedi. Bunun sebebini araştırdınız mı? Bence sebep işe esasından temelinden başlanmamış olmasıdır. Bu hususta açık söyleyeceğim: Bir toplum bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Kaabil midir ki bir kütlenin bir parçasını ilerletelim diğerine müsamaha edelim de kütlenin hepsi yükselme şerefine erişebilsin? Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok yükselme adımları dediğim gibi iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilik alanında birlikte yol alınmak gerektir. Böyle olursa inkılâp muvaffak olur. 1925

Ey kahraman Türk kadını sen omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.

Anaların bugünkü evlâtlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlât yetiştirmek evlâtlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız hattâ erkeklerimizden çok aydın daha çok feyizli daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki bu kütlenin bir parçasını ilerletelim ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin. Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

Dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim" diyemez.

Kadınlarımız haddizatında içtimaî hayatta erkeklerimizle her vakit yanyana yaşadılar. Bugün değil eskiden beri uzun zamandan beri kadınlarımız erkeklerle başabaş mücadele hayatında ziraat hayatında geçim temininde erkeklerimizden yarım adım geri kalmayarak yürüdüler.

Belki erkeklerimiz memleketi istilâ eden düşmana karşı süngüleriyle düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karışsında buldular. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin var olması imkânını hazırlayan kadınlarımız olmuştur ve kadınlarımız olmaktadır.

Kimse inkâr edemez ki bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır.

Çift süren tarlayı eken ormandan odun ve keresteyi getiren mahsulleri pazara götürerek paraya çeviren aile ocaklarının dumanını tüttüren bütün bunlarla beraber sırtıyla kağnısı ile kucağındaki yavrusuyla yağmur demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar hep o ilâhi Anadolu kadınları olmuştur.
__________________
İnandığın Gibi Yaşamazsan
Yaşadığına İnanamazsın
_KraL_



Ne mutlu Türküm diyene..!
M.Kemal ATATÜRK
_KraL_ isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-10-2006, 23:57   #15 (permalink)
Profil
***TÜRKİYEM***
 
_KraL_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Giriş Tarihi : Oct 2006
Nerden : Türkiyem
Mesajlar : 3.191
Rep Puanı : 4925
Rep Gücü : 115
Rep Gücü : _KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute_KraL_ has a reputation beyond repute

_KraL_ - MSN üzeri Mesaj gönder

Standart


TÜRK MİLLETİ

Benim hayatta yegâne fahrim servetim Türklükten başka bir şey değildir. 1923

Bu memleket tarihte Türktü halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. 1923

Türk! Öğün. Çalış. Güven. 1925

Bir Türk dünyaya bedeldir. 1925

İngiliz ateşemiliterinin sorduğu bir sorunun cevabıdır:
Anasının ve babasının asilliğiyle iftihar eden Tedoz İtalya yarımadasına inmek isteyen Türk Attillâ'ya barış görüşmesinden önce sormuş:
"Siz hangi asîl ailedensiniz?" Attillâ da ona cevap vermiş: "Ben asîl bir milletin evlâdıyım!" İşte benim cevabım da size budur!"

Türk milleti büyük bir arslandır. Biz hepimiz onun tüyleri arasına sıkışmış ve sığınmış göz ile görülmez küçük varlıklarız. O arslanın büyük hareketleri ve hamleleri ise inkılâp hareketleri ve hamleleridir. Bu arslanı tahrik edebilmek... İşte bizim için iftihar edebilecek rol budur. 1931

Ben batı milletlerini bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım Almanları Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da harb sahalarında olmuştur ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek size temin ederim ki bizim milletimizin manevî kuvveti bütün milletlerin manevî kuvvetinin üstündedir. 1920

Türk milleti güzel her şeyi her medenî şeyi her yüksek şeyi sever takdir eder. Fakat muhakkaktır ki herşeyin üstünde tapındığı bir şey varsa o da kahramanlıktır. Bu sözlerim şüphesiz bugünkü uyanık Türk gençliğinin kulaklarında yüksek ve tesirli akisler yapacaktır. Yüksek huylarına ehemmiyetle baktığım Türk çocuklarından daha az şey istemem.

Bizim başka milletlerden hiçbir eksiğimiz yok. Cesuruz zekiyiz çalışkanız yüksek maksatlar uğrunda ölmesini biliriz.

Millet ve biz yok birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kat'i olarak söyleyeyim ki bir millet varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir ve bu gaye uğrunda her fedakârlığı yaparsa muvaffak olmaması mümkün değildir. Elbette muvaffak olur. Muvaffak olamaz ise o millet ölmüş demektir. Şu halde millet yaşadıkça ve her türlü fedakârlıkta bulundukça muvaffak olamaması hatıra gelmez ve böyle bir şey söz konusu olamaz. 1919

Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvelâ bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen fikren fiilen bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır. 1923

Felâketler elemler mağlûbiyetler milletler üzerinde bir takım etkenlerin vücut bulmasına sebebiyet verir. Bu etkenlerin başlıcası öyle kara günlerinde sonra milletlerin uyanması vakalarını bulması ve kendi benliğini duymasıdır.

Milletleri yükselten bu özelliklere bir etken daha ilâve edelim: İntikam hissi... Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelâde bir intikam değil hayatına ikbaline refahına düşman olanların zararlarını yoketmeye yönelen bir intikamdır. Bütün dünya bilmeli ki karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet acizlik ve zaaftır. Bu insaniyet göstermek değil insanlık özelliğinin yokoluşunu ilân etmektir. 1923

Mazinin kararsız çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki Türk milleti hakkını haysiyetini şerefini tanıtmağa kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Haysiyetinin bir zerresine vatanın bir avuç toprağına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olacağını artık Türk milletinin farketmediğini sanmak hatadır. 1924

Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerinin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara son sözü bu olmalıdır: "Benim Türk milletine Türk cemiyetine Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemişti siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz." 1935

Bu sözler bir ferdin değil bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi Türk Milleti'nin nefesinin sönmiyeceğini onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksek Türk senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur. 1935

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milleti'nin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlı bir şekilde yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız. Millî kültürümüzü çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.

Daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü Türk Milleti'nin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır Türk Milleti zekidir. Çünkü Türk Milleti millî birlik ve beraberlikte güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk Milleti'nin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir.

Şunu da ehemmiyetle belirtmeliyim ki yüksek bir insan cemiyet olan Türk Milleti'nin tarihî vasfıda güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini yorulmaz çalışkanlığını fıtrî zekâsını ilme bağlılığını güzel sanatlara sevgisini millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür.

Türk Milleti

Ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene! 1933

Memleket ve millet hizmetlerinde baş olmak isteyenlerin ilham kaynağı milletin hakikî hisleri ve emelleridir. Bizim anılmağa değer bir hareketimiz varsa o da milletin duygu ve eğilimlerinde varlığına temas etmeğe çalışmaktan ibarettir. Her türlü muvaffakiyet sırrının her nevi kuvvetin kudretin hakikî kaynağının milletin kendisi olduğuna kanaatimiz tamdır. 1925

Söz söyleyen arkadaşlarımızdan biri bana nereden ilham ve kuvvet aldığımı sordu. Arkadaşlarımızın sorduğu ilham ve kuvvet kaynağı milletin kendisidir. Milletin müşterek eğilimi umumî fikri olduğunu inkâr edenler de vardır. Bu gibileri hepiniz çok işitmişsinizdir. Bu gibiler memleket ve milletle alâkasız dalgın insanlardır. Memleketimizin ve milletimizin başına gelmiş olan bunca felâketler hiç şüphe etmemelidirki bu dalgın insanların memleketin talihini ve iradesine ellerinde tutmuş olmalarından ileri gelmiştir.

Bir topluluğun mutlaka ortaklaşa bir fikri vardır. Eğer bu her zaman dile getirilemiyor ve belirtilemiyorsa onun yokluğuna karar verilmemelidir. O yapılan işlerde mutlaka mevcuttur. Varlığımız bağımsızlığımızı kurtaran bütün işler ve hareketler milletin müşterek fikrinin arzusunun azminin yüksek belirtisinden başka bir şey değildir. 1925

Biz ilhamlarımızı gökten ve görünmez âlemlerden değil doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir. 1937

Bu millet hakikî eğilimine zıt düşünceye sapanlara iltifat etmemektedir. Bununla bugün çok övünüyorum. Bundaki isabetin sırrını izah için derhal söylemeliyim ki bizim ilham kaynağımız doğrudan doğruya büyük Türk Milleti'nin vicdanı olmuştur ve daima olacaktır. Bütün hareketi verimi kuvveti millî vicdandan aldıkça bütün teşebbüslerimizde milletin sağ duyusunu rehber saydıkça şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da milleti doğru hedeflere eriştireceğimize imanımız tamdır. 1925

Giriştiğimiz büyük işlerde milletimizin yüksek kabiliyeti ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur. Bu büyük millet arzu ve istidadının yöneldiği istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evlâdını daima takdir ve himaye etmiştir. 1926

Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur. İstiklâl harbinde benim de milletime ettiğim bir takım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim; aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu isbat etmek için yapmamız lâzımgelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz; bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmî çalışmalarda bunlar arasındadır. Beni seven arkadaşlarıma tavsiyem şudur: şahsınız için değil fakat mensup olduğunuz millet için elbirliği ile çalışalım; çalışmaların en yükseği budur. 1923

Milletimizi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla övünç duyuyorum. "Yapacağım. Yapacağız. Yapabiliriz" dediğim zaman onların gerçekten yapabileceğime inanmıştır. Nitekim Sakarya Muharebesi başlamadan evvel "Düşmanı memleketimiz içinde boğacağız" demiştim. Bana bazı mühim sayılan yerlerden müracaatlar vâki olarak "milleti beyhude yere kırdırmayınız" demişler; Romenlerden Bulgarlardan Yunanlılardan bahsederek kurtuluşumuzu geleceğe bırakmanın uygun olacağını söylemişlerdi. Fakat milletin kabiliyetini imanını gözönüne alarak onlara "Hayır yapacağız!" demiştim. Şimdi de milleti refaha ilerlemeye memleketi mutluluğa sevketmek için mevcut kabiliyetimizi gözönünde alarak "Bunu da yapacağız!" diyorum. 1923

Hiçbir sözümde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım. Onları söylerken bir hayal peşinde koşan gibi hayal şakıyan bir şair gibi değil onları söylemekliğim bu milletteki kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi. 1923

Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür.

Mühim bir vazifenin yapılışında benden evvel işe girişen millet olmuştur. Benim şu veya bu sebeple tehir ettiğim mühim vazifeyi millet bana ihtar etmiş ve yaptırmıştır. Bunu milletin müşterek ruhundaki yükseklik ve erginliğe parlak bir misal olarak anmayalım. 1925

Benim için en büyük korunma noktası ve şefaat kaynağı milletimin sinesidir. 1919

Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna ve benim uğruma canını vermeğe hazır olmasaydı ben hiçbir şey yapamazdım.

Ben binbir müşkül karşısında yılacak bir insan olsa idim büyük işlerin rehberliğinde milletim beni yaya bırakırdı. Milletimin iyi niyetine daima minnettarım.

Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim. Haziran 1937

Hayatımın bütün safhalarında olduğu gibi son zamanların buhranları ve felaketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki her türlü huzur ve istirahatimi her nev'i şahsi duygularımı milletin selameti ve saadeti namına feda etmekten zevk duymayayım. 1937

Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir. 1937

Kudretsiz dimağlar zayıf gözler hakikati kolay göremezler. O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine nazaran geri adamlardır. 1925

Millet muasır medeniyetin bütün milletlere temin ettiği hayat ve vasıtaları esasta ve şekilde aynen ve tamamen gerçekleştirmeye kati karar vermiştir. Millet yenilik ve ıslahat sahasında gösterdiği gayretlerin asırlardan beri olduğu gibi türlü yalan ve dolanla biran bile durmasına müsaade etmemek azmindedir. 1925

Millet milletlerarası umumi mücadele sahasında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak muasır medeniyette bulunabileceğini sabit olmuş bir hakikat diye benimsemiştir. 1925

Millet saydığım değişiklikler ve inkılapların tabii ve zaruri icabı olarak umumi iradesinde ve bütün kanunlarında ancak dünya ihtiyaçlarından mülhem ve ihtiyacın değişmesiyle değişip gelişmesi esas olan dünyevi bir idare zihniyetini hayat düsturu saymıştır. 1925

Bu büyük millet arzu ve istihdadının yönelmiş olduğu istikametleri göstermeye çalışan ve görebilen evladını daima takdir ve himeya etmiştir. 1926

İki Mustafa Kemâl vardır. Biri ben fâni Mustafa Kemâl; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemâller idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike ânında ben ortaya çıktımsa beni bir Türk anası doğurmadı mı? Feyiz milletindir benim değildir. 1935

Türk milletinin istidadı ve katî kararı medeniyet yolunda durmadan yılmadan ilerlemektedir. 1924

Türk milleti şuurla ve bunca bin senelerin açtığı devasız yaraları acele tedavi etmek ıstırabiyle hakikat denilen cevheri bulmuş olduğuna inanarak uzun adımlarla kurtuluş aramaya karar vermiştir. Bunun önüne sed çekmek isteyeceklerin âkıbeti Türkün kuvvetli ayakları altında ezilmektir.

Silâhı ile olduğu gibi aklı ile de mücadele mecburiyetinde olan milletimizin birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur. Milletimizin sâf seciyesi istidat ile doludur. 15 Temmuz 1921

Samsun'a ayak bastıktan sonra derhal memleket ve milleti yokladım. Gördüm ki memleketin ve milletin temayülü istiklâl müdafaasında tereddüt edenleri utanılır mevkiinde bırakabilecek mahiyettedir. Filhakika iki seneden beri bütün dünyanın şahit olduğu olaylar düşüncelerimde isabet ve milletin azim ve imânında hakikî salâbet olduğunu ispat etti. 23 Nisan 1921

Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer bir fikrin istihsal ve hizmet nisbetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer payidar olamaz. O boş bir gayrettir.

Bizi diğer medeni milletler arasında geri bıraktıran adlî siyasî iktisadî malî zincirler kırılmıştır. Parçalanmıştır... Bugüne kadar kazandığımız muvaffakıyet bize ancak terakki ve medeniyete doğru bir yol açmıştır. Yoksa terakki medeniyeti henüz ulaşılmış değildir.

Büyük davamız en med