Ankara, 29 Ekim 1933...
O gün, genç Türk Cumhuriyeti onuncu yıl dönümünü kutluyor.
Kürsünün arkasında; devletin başkanı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Nutuk'unu şu tarihi sözlerle bitiriyor: ''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE !''
Tabii, o dönemde yaşayan her Türk gururlu idi ve Türk Ulusuna ait olmaktan mutlu idi.
Çünkü, pek çok ilerleme katedilmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra takip eden on yıl zor şartlar sözkonusuydu.
Türkiye; artık batılı güçler tarafından, 1.Dünya Savaşı öncesi ufalanmak istenen Avrupa'nın ''Hasta adamı'' değildi.
Türk Ulusu, üstesinden gelinemeyecek denilen zorlukları aşmıştır. 1.Dünya Savaşı esnasında, dönemin güçlü ordularına zor anlar yaşatmıştır.
Daha sonra; utanılacak Sevr Antlaşması'ndan sonra, topraklarını kurtarabilmek için müthiş bir bağımsızlık savaşı yapmak zorunda kalmıştır.
Nihayet; savaş çözüm olmayacağı için, Türk Ulusu azimle memleketini modernleştirmeyi ve tekrar inşaa etmeye koyulmuştur. 1933'ün sonunda, Türk Ulusu bir mucize gerçekleştirmiştir.
Genç Türk Cumhuriyeti, modern bir millet olmuştur ve herkesin gıpta ile baktığı ve örnek gösterdiği halk devleti olmuştur.
Bu istisnai başarının fikir sahibi ve sanatkarı idi, kürsünün arkasında kaderini çizdiği milleti tebrik ediyordu. Kendisini tamamıyla Türkiye’ye vermişti ve bugün Türkiye O'na her şeyi borçlu.
İnsanlık tarihi boyunca hiçbir deha, hiçbir Sezar, halkı, reformları ve daha da önemli olan şeyleri O'nun gibi anlatamamıştır. Hepsini ele almıştır ve başarmıştır. Ama en önemlisi halkına kaybedilmiş olan güveni tekrar sağlamıştır. Türk Ulusu'nun tüm insanlığın karşısında saygın bir millet olduğunu ispatlamıştır.
Türk Ulusu'na milli ruhu aşılayabilmek, bu duyguyu canlandırmak, Atatürk'ün Türkiye için yaptığı en önemli şeydi.
Vefatından sonra; 1938'de, Türkiye'ye hiçbir dogma ve tarihte saplanıp kalan, hiç bir prensip bırakmamıştır. Ama; yetim Türk Ulusuna ve çok sevdiği Türk gençliğine, bir ideal bırakmıştır, kendisinin olanı, en güzel olan: VATAN!
Bugün; 60 yıldan fazla zaman geçti, kurucusunun bıraktığı idealle, nesiller birbirini takip etti.
Türk toplumu; bu ideal sayesinde, saygın ve güçlü bir millet olmuştur.
Yeni nesillerin ve atalarından gelen bu vatanperver ideale sahip olan; Türk gençliğinin vazifesi, Türkiye'yi, hergün gelişmenin yoluna ve ekonomik başarıya götürmeyi görev edinmeli.
Herkesin bir rolü olan ve de hergün inşaa edilen yapıta bir taş koyması gereken bir toplumda yaşıyoruz. Bu yapıtın adı, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'dir.
Bu görevi ancak sorumlu vatandaş gibi davranarak yerine getirebiliriz. Atalarımızın büyüklüğüne layık olduğumuzu, ancak bir soru bize cevaplayabilir: ''Bugün Türkiye'nin büyüklüğü ve memleketimin zaferi için ne yaptım?'' Bu soruya olumlu bir yanıt verebiliyorsak, o zaman Türk olma gururuna hak kazanmış oluruz ve Atatürk düşüncesinin layık takipçileri olduğumuzu sayabiliriz.
